|
Makarna’da rakibimiz İtalya
Dec 23,2007 00:00
by
yonetici
Türkiye 1922 yılında makarna sanayiyle tanıştı. 1922’den bu yana kapasite ve kalitesini sürekli geliştiren makarna sektörü, İtalya ile yarış eder duruma geldi. İtalya’dan sonra ihracatta ikinci sırada yer alıyoruz ve dünyada makarna üretiminde 5. sıradayız. Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ergin Erzurumlu, Türkiye’deki makarna sanayisi ile ilgili Catering Guide’a bilgi verdi. Derneğin şu an 26 üyeye sahip olduğunu belirten Erzurumlu, makarna sanayinde çok fazla firmanın olmadığını kaydetti: “Makarna sektöründe faaliyet gösteren firma sayısı, gıdadaki diğer sektörlerde olduğu gibi çok değil, sınırlı. Sektörde halen 22 tane firma faaliyet gösteriyor ve bu firmalardan aşağı yukarı 19 tanesi bizim üyemiz.” Derneğin1993 yılında “Makarna Sanayicileri Derneği” olarak kurulduğunu vurgulayan Erzurumlu, 1996 yılında da Bakanlar Kurulu kararı ile başına “Türkiye” kelimesini alarak yurtdışında da Türkiye’yi temsil etme hakkını elde ettiklerini bildirdi. Erzurumlu, Derneğin Dünya Makarna Birliği’nin kurucu üyesi, aynı zamanda Avrupa’daki Makarna Üreticileri Birliği’nin de fahri üyesi konumunu sürdürdüğünü açıkladı. MAKARNA ÜRETİMİNDE DÜNYADA 5. SIRADAYIZ Ergin Erzurumlu, Türkiye’de makarna sanayinin gelişimini şöyle özetledi: “Türkiye’ye makarna 1922 yılında sanayi olarak girdi. Daha önce erişte, mantı olarak unlu mamüller adı altında üretiliyordu. 22 yılından itibaren çeşitli yıllarda fabrikaların kapasite ve adetleri arttı, hali hazırda 1 milyon 100 bin ton kurulu kapasiteye ulaşıldı. Ancak bu kurulu kapasitenin şu anda kullanılan miktarı 650 bin tonlar seviyesindedir. Türkiye’de gıdanın hemen hemen tamamında olduğu gibi makarnada da atıl bir kapasite mevcuttur. Ancak bizim makarna tesislerimiz teknolojik olarak da uluslararası makarna sektörleriyle yarış edebilecek düzeydedir. Çok modern tesislere sahibiz. Bizim en büyük rakibimiz İtalya şu anda. Türk makarnasının Türkiye’de önemli bir yeri var. Dünyada makarna üretiminde 5. sıradayız. İhracatta ise İtalya’dan sonra ikinci sıradayız. Ciddi bir konumumuz var makarna sektörünün içerisinde.” Geçtiğimiz yıl 614 bin ton makarna üretildiğini, ihracatın ise 193 bin ton olduğunu açıklayan Erzurumlu, üretimin bu sene 650 bin tonu aşacağını ümit ettiklerini vurguladı. Bu seneki ihracat rakamlarının geçen senekinden az olabileceğini ileri süren Erzurumlu konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Ancak ihracatımızın geçen seneki seviyeyi yakalayabileceğini tahmin etmiyorum. Sene başında bunu tahmin ediyorduk, fakat iklimimizdeki olumsuz şartlardan dolayı, sadece ülkemizde değil, tüm dünyada makarna üretiminin yeterli olamayışı sonucunda fiyatlar yukarı çıkınca ihracatı önemli ölçüde engellemeye başladı. Ama 150 bin tonun üzerinde ihracat bekliyoruz. İklimde olumsuzluklar olmasaydı 200 bin tonu çok rahat geçecektik.” MAKARNA FİYATLARI ARTACAK MI?Erzurumlu “Makarna fiyatlarının artacağı yönünde haberlerle karşılaşıyoruz. Bu konuda siz neler söylemek istersiniz?” sorumuza ise şöyle yanıt verdi: “Hasat dönemiyle bugünkü fiyatlara bakacak olursak buğday fiyatlarında yaklaşık yüzde 40’a varan bir artış yaşandı. Bizim sektörümüz bu artışı fiyatlarına yansıtmamaya çalıştı. Fakat bundan sonra buğday fiyatlarında meydana gelecek artışlar makarna fiyatlarına yansımaya başlayacak. Bütün temennimiz daha fazla artmaması yönünde. Bütün bunlar hammaddeden kaynaklanan, makarna sektörünün elinde olmadan gerçekleşen faktörler.” Ergin Erzurumlu makarna sanayinin genel olarak sorunlarına da değindi. Hammadde temininde kalite itibariyle rahat olmadıklarını vurgulayan Erzurumlu, konuyu şöyle açıkladı: “Hammadde temininde kalite itibariyle çok rahat değiliz. Tarım Bakanlığı’nın yürüttüğü tohumculuk projeleri tam rayına oturmuş değil. Yeterli kalitede tohum sağlanamadığı sürece bizim bu sorunumuz da devam edecektir. İhracatta da bir sorunumuz var. Avrupa Birliği, gerek üretim, gerek tüketim açısından çok önemli bir makarna ticaretinin olduğu bir birlik, önemli bir pazar. Biz bu pazara çok rahatlıkla giremiyoruz. Neden giremiyoruz? Avrupa Birliği ile 96 yılında yapılan Gümrük Birliği Anlaşmasının hemen akabininde makarnaya kota geldi. 2.5 milyon Euro’luk bir değer kotasıyla, makarnanın ihracatı Avrupa Birliği ülkelerine engellenmeye çalışıldı. Bu da yaklaşık 5 bin ton civarında bir makarnaya tekabül ediyordu. Uzun uğraşlar sonucunda hükümetimizin de yaptığı çalışmalar sonucunda nihayet bu sene onu birazcık yukarıya çektirdik. Değer kotasını kaldırdılar, bu sefer miktar kotası getirdiler. 20 bin tonla sınırlandırıldı. Yani 5 bin tonluk ihracatımızı 20 bin tona kadar çıkartma imkanı yakaladık. Bizim hedefimiz çok daha yukarılar ama 5 bin tondan 20 bin tona çıktığı için de memnunuz. Arzu ettiğimiz seviyeye çıkarabilirsek, ihracatımızda daha büyük patlamalar yaşanacağını bekliyoruz.” SEKTÖRDE AŞIRI REKABET YAŞANIYORBilindiği gibi gıda sektöründe kayıtdışı çok önemli bir sorun. Makarna sektöründe kayıtdışı sorununun boyutlarını Ergin Erzurumlu’ya sorduk. Erzurumlu bu konuda; “Bizim sektörümüzde de yüzde 25 bir kayıtdışı olduğu kanaatindeyiz. Bununla ilgili Maliye Bakanlığımızla görüşmelerimiz oldu. Kayıtdışının önüne geçilmesi için KDV’nin yüzde 8’den daha aşağı çekilmesi kanaatindeyiz. Çünkü bizim sektörümüzde bir atıl kapasite var, bu atıl kapasiteden dolayı fiyatlarımız çok rekabet içerisinde. Sektörümüzde aşırı bir rekabet yaşıyor. Biz kendi aramızda sektörümüzdekilerle şakalaşıyoruz, “Tüketiciyi bizden daha çok seven, bir kurum olamaz” diyoruz. Rekabet fiyatlara yansıyor çünkü. Mevcut yatırım finansmanlarını, yıllık yatırım karlarıyla karşılaştırırsanız karlar çok küçük noktalarda oluyor, bu da aşırı rekabetten kaynaklanıyor. KDV’nin yüzde 8’i de o rekabette kullanılmaya çalışılıyor. O nedenle bizim sektörümüzde KDV aşağıya çekilirse, sadece bizde değil tüm gıdada da kayıtdışının önüne geçilebilir” dedi. Erzurumlu, makarna sanayinin sorunlarını çözmek için yaptıkları çalışmaları da şöyle özetledi: “Dernek olarak bu sıkıntılarla baş edebilmek için çaba içerisindeyiz. Sıkıntılar zamanla çözülecek. Bundan iki sene önce, güzel bir araştırma yaptırdık. “Makarnayı halkımız nasıl algılıyor, nasıl tüketiyor, nasıl değerlendiriyor, bizim ne gibi önlemler almamız lazım?” bunları araştırdık. Aşağı yukarı 3 bin kişiyle, 21 ilde kırsal ve kentsel olarak yapıldı, tam bir Türkiye örneklemi alındı. Araştırma sonucunda gördük ki, makarnayı biz daha halkımıza tanıtamamışız. Halkımız makarnayı seviyor, biliyor, ama en başta “şişmanlarız” olgusundan hareketle makarnayı pek yemek istemiyor. Demek ki bizim makarnanın tanıtımı üzerine çaba göstermemiz lazım. Şu anda Türkiye’de makarna tüketimi, son yıllardaki atılımlarla 4.3’ten 5.8 kiloya geldi. (Kişi başına yıllık tüketim) Bu rakam İtalya’da 28, birçok Avrupa Ülkesinde 8-10 kilo seviyesinde. Amerika’da 10 kilolar seviyesinde. Bizim de hedefimiz makarnayı kişi başına yıllık 8 kiloya çıkarmak. Bunun içinde ilk başlattığımız slogan “haftada 3 öğün makarna” idi. Bununla başladık ve şimdi memnuniyetle görüyoruz ki halkımız makarnayı tüketmeye başladı. Bu gene de yeterli değil. Makarna ile ilgili yanlış bilinen şeyler var. Makarna kesinlikle şişmanlatmıyor. Tam tersine birçok diyet programlarında makarna kullanılıyor, hazmı çok kolay, enerji değeri çok iyi, glisemik endeksi düşük gıdalardan bir tanesi. Çok sağlıklı, fakat makarnanın bu yönlerini halkımız çok iyi bilmiyor. O nedenle makarna ile ilgili bir başucu kitabı hazırladık. Bu kitabı ilgili yerlere dağıtacağız. Bu kitaptan arzu eden yetkililer alıp, bu bilgileri halka sunabilirler.” CATERİNG SEKTÖRÜNÜN MAKARNAYA İLGİSİ ARTTI “Catering sektörünün ilgisi son yıllarda artmaya başladı. Bununla ilgili bizim sektörümüzde daha ciddi çalışmaya başladı. Catering firmalarına yönelik olarak, küçük ambalajlı paketlerin dışında 5 kiloluk, 10 kiloluk paketlerimiz var, bunlar catering sektörü için hazırladılar” diyen Erzurumlu, son olarak şunları söyledi:“Eskiden makarnalarımız yapışıyordu, hammaddeyi daha iyi kullanarak kalitemizi yükselttik. Bunda tabi ihracatın rolü büyük oldu. Şu anda Avrupa’da bizim makarnamızın tutulmasının nedeni sadece fiyatı değil, kalitesi de. Dolayısıyla kalitemiz yükselince, catering şirketleri de, lokantalarda da tutulmaya, tüketimi artmaya başladı. Birçok yerde sadece makarna üzerine hizmet veren restoranlar var.. Öğrenciye, iş adamına yönelik lokantalar var, bunlar sadece makarna pişiriyor. Bizim de hedefimiz zaten makarnanın dolgu malzemesinden çıkıp, ana yemek olarak sunulması, yavaş ama doğru adımlarla bu hedeflerimize doğru ilerliyoruz.” |